İpini geçir dedim iğnene!
Sıradan dudaklarımı ve alnımda ki yarayı dikmen için değil,
Terzinin ve cerrahın ritmik işleyen usta elleriyle de değil
Öfkeni taşıyan titrek ellerinle yamalarıma rengârenk düğmeler iliştir.
Yamalarını saklayan utangaç bir çocuğum oysaki
Ama madalya gibi gururla taşıyacağım onları.
İlikleri olmayan düğmelerim var benim.
İlikleri olmayan düğmelerim var benim ey ahali!
En usta ve en acemi ellerle dikilen
Otuzu aşkın yıl önce,
Kadim yıldızın habercisi olduğu sene gözlerini açtı.
Ben onu şu kadar yıl bekledim, şu kadar yılda her bir yara için diksin diye,
Biriktirdim kopan düğmelerimi.
Şu kadar yıl dediğin koca bir evren yılı.
Parmaklarımla da sayamadım her seferinde
Şu kadar yılın sonsuz olduğu küçük yaşamımda.
Beni Musa’nın ardından sürükleyip denizin kıyısında yalnız bıraktın
Kala kaldık güneşin altında ben ve tapınılan öküz